The Great Dictator filmini bilirsiniz, son sahnesindeki konuşması çıktı karşıma ...ben de internette biraz Chaplin gezintisine çıkmak istedim.. Sene 1940, bundan tam 72 küsür sene evvel... Hitler'in dünyayı kavurduğu bir dönem,dünya savaşı ve bir adam diktatöre sessizce haykırıyor, akıl almaz bir güç bu...
Chaplin'in zulum karşısındaki duruşunu, ince mizahını, insanlığını ve insanlığa çağrısını en iyi anlatan yapıtlardan biri.
"Çok düşünüp az hissediyoruz, makinelerden çok insanlığa ihtiyacımız var..." diye haykırırken Dünya'nın nereye doğru gittiğini çok iyi biliyordu... Gözlerindeki hüzün, sesindeki kararlılık bu yüzdendi.
O makinelerden korkmuyordu, insanların makineleşmesinden korkuyordu.
İnsanların bugünkü durumunu düşündükçe, deneyimledikçe daha çok korkmaktan alıkoyamıyor insan kendini...
Bir kaç saat önce İngilizce, hangi kaynaktan olduğunu bilemediğim bir paragraf okudum;
"Ölü insanlar var çevremde, yemek yiyen, gezen, seven, yürüyen, kitap okuyan, film izleyen bir sürü önemli insan tanıyan.. Fakat ölü insanlar, yaşayanların aksine heyecanı, yaşam çarpıntısı olmayan, sadece akıllarını kullanan...
Ölü insanlardan korkuyorum, birgün benim de öleceğim düşüncesinden korkuyorum...!"
Son olarak... Dünyadaki tüm dik kafalılar için Montaigne'den güzel bir tespit...;
''Düşüncelerini kafa tutarak, buyruklar vererek ortaya koyanlar, akıldan yana güçsüz olduklarını her zaman belli ederler. '' Montaigne
Huzurlu geceler..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder